La İlahe İllallah

Musa aleyhisselam dedi ki: – “Ya Rabbi! Bana, seni hatırlayıp dua edebileceğim bir şey öğret.” Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: – “Ey Musa! La İlahe İllallah de!” Hz. Musa aleyhisselam dedi ki: – “Ey Rabbim! Bütün kulların bunu diyorlar.” Bunun üzerine Allah-u Teâlâ ona: – “La İlahe İllallah de.” Musa aleyhisselam dedi ki: – “Senden başka […]

Habib Baba ve Sultan Murat

Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.  Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda Erzurum’dan İstanbul’a gelmiştir.  Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider… Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak… Bedenini de ruhuna denk kılmaktır. Fakat hamamcı Habib babayı […]

Nalıncı Baba

Sultan Murat Han, o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşe ile üzüntü arasında gidip gelmektedir. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: – Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? – Akşam garip bir rüya gördüm. – Hayırdır inşallah? – İnşallah hayrolur, öğreneceğiz. – Nasıl yani? – Hazırlan, dışarı çıkıyoruz. […]

Ey Nefis! Bildin mi, Ben Kimim, Sen Kimsin?

Allâh’u Teâlâ ne zaman ki nefsi yarattı;ona sordu: “Ey nefis!Bildin mi, ben kimim ve sen kimsin?” Nefis: “Sen sensin, ben de benim” diye cevap verdi.   İşte nefis o zamandan beri Allâh’u Teâlâ’nın huzurunda senlik benlik davasında bulundu, hâlâ da bu davayı bırakmamıştır..   Allâh’u Teâlâ bunun üzerine nefse hışım etti. O hışmın pırıltısından cehennem yaratıldı. Allâh’u […]

Tasavvufun 4 Kapısı Mevlana Hazretleri

Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş; “Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatırmısınız? Mevlana: “Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışanan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş.Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.” Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasına […]

Duâ Aynı Duâ, Ama Okuyan Ağız…

Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden: Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)’ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: – Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş… – Al, […]